Site Sağ Reklam Alanı  120x600

14-12-2016 Şeref IŞIK

            Bu hafta ki yazıma başlamadan önce İstanbul Beşiktaş’da meydana gelen patlama da şehit olan polislerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dilerken, ailelerine ve büyük Türk Milletine sabırlar diliyorum.

            Halep bitti. Halep tükendi…

            1516 Mercidabık Zaferinden sonra 1918 yılına kadar 402 sene Osmanlı İmparatorlu’na bağlı bir şehir olan Halep, Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli kentleri arasında yer almış, Türkçe deyimlerde ve Türk edebiyatında yer almıştır. "Halep oradaysa arşın burada" deyimi, Aşık Ömer'in "İşte geldim gidiyorum şen olasın Halep şehri" beyiti, Aşık Emrah'ın sevdiğini Halep'te araması, Kerem'in Aslı'nın ateşine Halep'te yanıp kül olması gibi.

            Halep’te yaşayan halkın %40’ı halen Türklerden oluşmaktadır.

            Halep, Arapça'da ve diğer bazı Sami dillerinde süt veren demektir. Bu anlamı, tükettiği yeme oranla çok fazla süt, et ve yavru verimine sahip, bakım ve beslemesi kolay, çabuk doyan bir süt keçisi ırkına da adını vermiştir.

            Osmanlı İmparatorluğu'nda Bursa ve İstanbul'dan sonraki en önemli dokumacılık merkezi Halep olmuştur.

            Halep, Suriye’nin ikinci büyük şehridir.

            Halep, "2006 İslam Kültür Başkenti" unvanını kazanmış ve iç savaşa kadar tarihi yerleri başarılı restorasyonlar dalgasına tanıklık etmiştir.

            Ama, şimdi o güzel şehirden eser kalmadı.

            Orada şehirle birlikte insanlıkta yıkıldı.

            Yıkılan bu insanlığa bir nebze olsun ilaç olabilmek için Diyanet İşleri Başkanlığımız bir kampanya başlattı.

            Geçtiğimiz Cuma günü hutbeden tüm insanlığa çağrı yapıldı. “Halep’te İnsanlık Ölmesin” diye.

            “Kardeşlerim!
            Bir şehir düşünün; hastanelerin ağır bombardıman altında yıkıldığı. Çaresizlikten yaralıların tedavi edilemediği. İlaca hasret bekleyen hastaların yardım çığlığının, sokaklarda yankılandığı.
Bir şehir düşünün; yiyecek ekmeğin, içecek suyun, sığınılacak bir evin bulunmadığı. İnsanların soğuktan donarak can verdiği.

            Kardeşlerim!
            İşte bu şehir, asırlardır gönül bağımızın olduğu Halep’tir. Bugün Halep’te bir medeniyet, bir tarih, bütün insanlığın gözü önünde yok ediliyor. Kadim şehir, insanlarıyla birlikte haritadan siliniyor. Sözün tükendiği noktadayız. İnsanlık olarak tarihin en büyük acılarından birisine, tarifi imkânsız üzüntülere şahit oluyoruz. Egemen güçlerin bölgemizdeki hırs, menfaat ve iktidar kavgası uğruna İslam beldeleri harabeye dönüyor. Bir adım ötemizdeki topraklar feryat, kan ve gözyaşına doydu. Sınırımızın bittiği yerde şiddet ve nefret başlıyor.”

            diyerek anlattı hatiplerimiz…

            Peki, Halep nasıl geldi bu günlere?

            Tabi ki emperyalistlerin  yutturmacası Arap Baharı ile.

            O zaman ki başbakanımızın da eş başkanı olduğu Büyük Ortadoğu Projesi ile.

            Ne acıdır ki yine bizimde üyesi olduğumuz NATO marifeti ile.

            Arap Baharının  kan çiçekleri tomurcuk vermeye başladığında uyanmıştı haşmetlimiz “NATO’nun ne işi var Libya’da” diyerek; ama, iş işten geçmiş, üstelikte gözbebeğimiz İzmir operasyon merkezi olmuştu.           Arap Baharı operasyonu ile Libya, Tunus, Cezayir ve ardından Mısır’da emperyalistlere bahar olurken, Arap dünyasına kara kış çoktan gelmişti.

            Arap baharının kan kokuları esintisi burnumuzun dibine gelip dayanmıştı.

            Oysa kardeşim Esad’la daha yeni kaynaşmıştık.

            Boğazda balık, özel Fenerbahçe maçlarından, en yakın zamanda Şam’da Emevi Camiinde Cuma namazı kılacağıza nasıl gelindi anlamadık.

            2012 yılından bu zamana kadar geçen sürede Şam’da Cuma namazı kılamadık; ama, binlerce masum insanın cenaze namazını kılma imkanımız bile olmadı maalesef.

            Rusların yüz yıllık sıcak denizlere inme  hayali hiç ummadıkları bir zamanda gerçekleşti Arap Baharı ile.

            Denize düşenler gibi hep yılanlara sarıldık.

            Aldatıldık! Kullanıldık!….

            Ama, iş yine bize düştü.

            Haydi Türk Milleti,

            Halep ordaysa, insanlık Türkiye’de…            


Bu yazı 4069 defa okunmuştur.



Şeref IŞIK Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer



Burç Yorumları